Burak's profileRüya gibi...PhotosBlogListsMore Tools Help

Burak Tutak

Location
Lists

Rüya gibi...

Horoscopes

Loading...
No list items have been added yet.

SAYAC(Counter))

There are no photo albums.

Custom HTML

 
Thanks for visiting!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
maviwrote:
 
 
 
 
 
içindeki çocugun bayram sevinci
hiç eksilmesin yüreginden ! 
iyi bayramlar dilerim...
NiL
 
Dec. 18
maviwrote:
 
ben genelde upload için  bu adresi kullanıyorum. sayfan için elimden gelen yardımı yaparım. yalnız şu sıra yoğun olacağım. bazı işlerim var. bu arada yabancı müzikle aram pek iyi değil. o yüzden önerdiğin şarkıyı sayfama eklemeyeceğim. anladığım kadarıyla da baya sert bişi :) sana şimdiden kolay gelsin.
 
 
Sept. 6

Quote of the Day

Loading...

Windows Media Player

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Weather

Loading...
July 25

ANTİK KENT

 
mutlu günlerimizdi...
deniz tuzu,dövme gül
yanık tarçın gibiydik
rüzgarın saçlarımızı taradığı yamaçlarda
ikimizden bir bayrak
dalgalanırdı
birbirine bakan
tarihin ve otların
arasında
adı yoktu yaşadığımız şeyin
bir boşluk bile değildi bu
onca boşluğun içinde
yontulmamış birkaç harf
taşlar kadar tarihe kefil
günler gibi düşünülmeden akıp giden
otların gölgesindeki gece kadar derin
ay ışığıydı her şeyi sessizce bütünleyen
bir dönüş biletiyle kırıldı gece
kırıldı mevsim
kalakaldık
birbirine bakan sunaklarda
zehiri giz olan otlar boyverdi
kırık heykel parçaları dağılmış ten
zaman tarihe geri çekildi
kalıntıları ne kadar ipucuysa bir antik kentin
o kadar biliyoruz nedenlerini ve sonuçlarını
ayrılınca adını aşk koyduğumuz o şeyin.  
July 23

Diriliş

DİRİLİŞ..
 
Gittikçe artıyor yerçekimi
Çek elimden,
Kurtarsın yerçekiminden
Aşkın çekimi...

Akıyorum aşağılara sızım sızım
Duyuyorum içimdeki derinlikleri
Öpe öpe çek çıkar,
Soluğunla dirilt beni..

Kumsaldan nasıl sızarsa sular
Çöküyorum dibe azar azar
Dağılıp parçalanıp ayrılıyorum
Topla beni tut beni...

Yağmurca gözyaşlarınca
Aşağı aşağı çizgilerim
al avuç avuç fırlat gökyüzüne
Yeniden yarat beni...

Harp kaldırımında aşk

HARP KALDIRIMINDA AŞK
 
sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin
hiç görmediğim yıldızlar gözlerine doğmuş
bir büyüklük duygusu dağlar gibi yüreğinde
ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız
yağmur hep böyle yağacak mı hatıralara
eksik olan bir şey var sana bana dair
belki bir rüzgar belki rüzgardan da hafif
ama kalbimiz yine uzak bir deniz gibi boş
heybetli gurupların belirdiği saatlerde

sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin
acaba nasıl öğrenmişim nasıl farkında olmadan
her şey nasıl olup geçmiş nasıl barut yağmış
nasıl güneş vurmuş zehirlenmiş şehrin üstüne
şimdi hangi kıyılarda gemiler demir alıyor
güney rüzgarlarına açıp yelkenlerini
belki bir italyan kızı tüfeğine dayanmış
senin gibi barışı tasarlıyor dağlarda
mahzun esirler harp şarkıları kadar mahzun
gizlice talim ediyor hürriyet adımlarını

sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin
ah şu harp bitse rüzgar gibi bir nefes alabilsek
kimseler kimseler çıkmasa yolumuzun üstüne
yağmur yağsın varsın ıslansın saçlarımız
yalnız duyulmaz olsun göğsümüzdeki darlık
dilimizdeki kilit kolumuzdaki zincir
ömrümüz meçhullerden meçhullere akıyor
saatler bizim değil kitaplar bizim değil
bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey
kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz
ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim
buna rağmen mutluluğa inanıyoruz
 
June 27

Zafere Dair

Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır...

Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin
zalim
ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
— halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı —
ölüyor insanlarımız
— ne kadar çok —
sanki şarkılar ve bayraklarla
bir bayram günü nümayişe çıktılar
öyle genç
ve fütursuz...

Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
En güzel dünyaları
yaktık ellerimizle
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı :
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp
gözyaşlarımız gittiler
ve bundan dolayı
biz unuttuk bağışlamayı...

Varılacak yere
kan içinde varılacaktır.
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp
koparılacaktır...

June 23

Sen Bu Şehre Küsemessin

 Sen bu şehre küsemezsin...
Yüreğinde taşıdığın bu aşk, yaralı bedenine kazındı.
Onurluydun, mağrur, gururlu.
Giderken yanına aldığın, yalnızca acılarındı.
Gözyaşlarını bile burada bıraktın.
Sen bu şehre küsemezsin...
Çocukça işlediğimiz bir suçtu bu aşk.
Gözlerimizde yalansız bakışlar.
Tek tanığımız;
Ellerimiz titremeden yürüdüğümüz, karanlığa bulaşmış yollar.
Sen bu şehre küsemezsin...
Çalıyorken hala sazlarda bizim türkülerimiz,
Dilimiz söylüyorsa en güzel aşk şiirlerini,
Hala halaydaysak omuz omuza.
Sen bu şehre küsemezsin...
Giderken dokunduğun bedenim saydamlaştı.
Yüreğimdeki seni herkes görüyor.
Bir korna sesi 'Hoşçakal 'diyor.
Hıçkırıkların gözlerini dolduruyor...
Sen bu şehre küsemezsin...
Otobüs camına koyduğun yastığın,
Başına küçük geliyor.
Klimanın düğmesini çeviriyorsun,
Saçların yüzünü hafif hafif okşuyor.
Ellerimi arıyorsun.
Başın boşluğa düşüyor.
Sen bu şehre küsemezsin...
Okuduğun kitapta,
Gözlerin gözlerime değiyor.
Her sayfada boğazına düğümleniyorum.
Kelimeler bu aşkın mevsimlerini anlatıyor.
Sen bu şehre küsemezsin...
Sevişmelerden sonra, sessizliğini paylaştığımız,
Perdesi örtük odaları,
Dışarda, simitçi bağırışlarının böldüğü düşleri,
Alnına konulmuş öpüşleri unutamazsın...
Sen bu şehre küsemezsin...