Burak's profileRüya gibi...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Rüya gibi...
|
Thanks for visiting!
|
July 25 ANTİK KENTmutlu günlerimizdi... deniz tuzu,dövme gül yanık tarçın gibiydik rüzgarın saçlarımızı taradığı yamaçlarda ikimizden bir bayrak dalgalanırdı birbirine bakan tarihin ve otların arasında adı yoktu yaşadığımız şeyin bir boşluk bile değildi bu onca boşluğun içinde yontulmamış birkaç harf taşlar kadar tarihe kefil günler gibi düşünülmeden akıp giden otların gölgesindeki gece kadar derin ay ışığıydı her şeyi sessizce bütünleyen bir dönüş biletiyle kırıldı gece kırıldı mevsim kalakaldık birbirine bakan sunaklarda zehiri giz olan otlar boyverdi kırık heykel parçaları dağılmış ten zaman tarihe geri çekildi kalıntıları ne kadar ipucuysa bir antik kentin o kadar biliyoruz nedenlerini ve sonuçlarını ayrılınca adını aşk koyduğumuz o şeyin. July 23 DirilişDİRİLİŞ..
Gittikçe artıyor yerçekimi Çek elimden, Kurtarsın yerçekiminden Aşkın çekimi... Akıyorum aşağılara sızım sızım Duyuyorum içimdeki derinlikleri Öpe öpe çek çıkar, Soluğunla dirilt beni.. Kumsaldan nasıl sızarsa sular Çöküyorum dibe azar azar Dağılıp parçalanıp ayrılıyorum Topla beni tut beni... Yağmurca gözyaşlarınca Aşağı aşağı çizgilerim al avuç avuç fırlat gökyüzüne Yeniden yarat beni... Harp kaldırımında aşkHARP KALDIRIMINDA AŞK
sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin hiç görmediğim yıldızlar gözlerine doğmuş bir büyüklük duygusu dağlar gibi yüreğinde ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız yağmur hep böyle yağacak mı hatıralara eksik olan bir şey var sana bana dair belki bir rüzgar belki rüzgardan da hafif ama kalbimiz yine uzak bir deniz gibi boş heybetli gurupların belirdiği saatlerde sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin acaba nasıl öğrenmişim nasıl farkında olmadan her şey nasıl olup geçmiş nasıl barut yağmış nasıl güneş vurmuş zehirlenmiş şehrin üstüne şimdi hangi kıyılarda gemiler demir alıyor güney rüzgarlarına açıp yelkenlerini belki bir italyan kızı tüfeğine dayanmış senin gibi barışı tasarlıyor dağlarda mahzun esirler harp şarkıları kadar mahzun gizlice talim ediyor hürriyet adımlarını sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin ah şu harp bitse rüzgar gibi bir nefes alabilsek kimseler kimseler çıkmasa yolumuzun üstüne yağmur yağsın varsın ıslansın saçlarımız yalnız duyulmaz olsun göğsümüzdeki darlık dilimizdeki kilit kolumuzdaki zincir ömrümüz meçhullerden meçhullere akıyor saatler bizim değil kitaplar bizim değil bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim buna rağmen mutluluğa inanıyoruz June 27 Zafere DairKorkunç ellerinle bastırıp yaranı dudaklarını kanatarak dayanılmakta ağrıya. Şimdi çıplak ve merhametsiz bir çığlık oldu ümid... Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp koparılacaktır... Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor. Düşman haşin zalim ve kurnaz. Ölüyor çarpışarak insanlarımız — halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı — ölüyor insanlarımız — ne kadar çok — sanki şarkılar ve bayraklarla bir bayram günü nümayişe çıktılar öyle genç ve fütursuz... Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor. En güzel dünyaları yaktık ellerimizle ve gözümüzde kaybettik ağlamayı : bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp gözyaşlarımız gittiler ve bundan dolayı biz unuttuk bağışlamayı... Varılacak yere kan içinde varılacaktır. Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp koparılacaktır... June 23 Sen Bu Şehre Küsemessin
|
|||||||||||||
|
|